Genel deyimiyle dedikodu, kişilerin iyi ya da kötü anlamda, aralarında olmayan biri ya da birileri hakkında konuşmalarına verdiğimiz isimdir.
Toplumumuzda dedikodunun genelde çok kötü ve yanlış bir şey olduğu kanısı hakimdir.. Aslında kişilerin bir araya geldiği zaman, kendilerinden, dünya üzerindeki her hangi bir konudan ya da başka insanlar hakkında konuşmaları, çevresel her tür aksiyonu değerlendirmeleri oldukça insani bir durumdur. Hatta bu, başkalarının yaşadığı olayları ve durumları konuşarak farkındalık yaratmak, hayat dersleri edinmek, örnek almak ya da tam tersi yanlış davranışların kötü etkilerini görerek onları uygulamamak adına olumlu bile olabilir.
Dedikodu, nasıl olumsuz ve yanlış bir durum haline gelir, biraz bunu düşünelim.
Dedikoduyu yapan kişilerin kötü niyetli olması, konuştukları kişiler hakkında doğru olmayan konuşmalar yapıp, bunların yayılarak o kişilere zarar vermesini sağlamak adına yapılan eylemler, dedikodunun olumsuz yönlerinden biridir.
Değersizlik algısı yüksek kişilerde, kendilerinden daha şanslı, daha üstün ya da olmak istedikleri ama olamadıkları noktada olan kişiler hakkında hissettikleri kıskançlık duyguları nedeniyle, bu duyguyu hissettikleri kişiler hakkında, başkalarıyla olumsuz ve yanıltıcı şekilde konuşmaları da dedikodunun başka bir olumsuz yönüdür.
Bazı kişilerin hayatı çok monotondur ve dedikodu yapmak hayatlarını biraz renklendirmek için bir vesiledir onlar için. Genelde kültür seviyesi daha düşük, kendini yeterince yetiştirememiş bu gruplar, toplanarak her hangi bir kişiye, bulunduğu toplumda, sosyal medya ve kulaktan kulağa yöntemlerle gerek mesleki gerek özel hayatında çok ciddi zararlar verebilirler.
Toplumda birbirine yakın kişiler arasındaki grup destek psikolojisi nedeniyle, zarar verme amaçlı birkaç kişi tarafından dedikodusu yapılan bir kişi hakkında ortaya atılan yanlış söylemler, grubun diğer kişileri tarafından, araştırılmadan, dedikodusu yapılan kişi dinlenmeden kabul görebilir. Böylece iki kişi büyüyerek birçok kişi olur ve o gruptaki herkes artık yanlış söylemleri doğru olarak kabul etmeye başlar. Bu da, hakkında konuşulan kişinin haksız, adaletsiz ve hakkaniyetsiz bir şekilde zarar görmesine neden olacaktır.
Sözün özü, iyi niyetli, vakit geçirmek, çevrede olanları analiz ve istişare etmek, tecrübe ve farkındalık kazanmak ya da sadece dostlarla keyifli vakit geçirmek amacıyla yapılan başka kişiler ya da olaylar hakkında yapılan konuşmalar zararsız, sabun köpüğü gibi orda kalıcı ve eğlenceli olurken, kötü niyetli birilerine zarar vermek amacıyla yapılan konuşmalar, hakkında konuşulan kişinin bütün hayatına olumsuz etkiler bırakacak noktalara gelebilir.
Her zaman söylediğim gibi, toplumumuzu iyi niyetli, güzel yürekli, kültür seviyesi yüksek, inançlı ve Atatürk ilkelerine bağlı, etik, hakkaniyetli, adalet ve ahlak duygusu kuvvetli kişiler ancak ileri götürebilir.
Uzm. Klinik Psikolog Pelin Özaydın